26 Ocak 2012 Perşembe

Hepimiz Pazarlama'cıyız

Herkesin herşeyin ihtiyacı olduğuna inandığım bir kavram, pazarlama. Doğar doğmaz atılmışız pazarlama dünyasına.İş odaklı bakmamak gerekir somut bir kavram. İletişimin bu  kadar kolay olduğu bir zamanda sosyal medyanın da etkisiyle hayatımızdaki yerini aldı artık sanırım. Hayatın ta kendisi diyor ya Banu Akın kitabında fazla söze gerek yok diyorum ben aslında.


Google Amca'ya yazsanız pazarlama nedir? diye sayısız sonuç çıkartır size dallandırır budaklandırır:) Sosyal medya da paylaşımlar yaparken acaba beğenilir mi?diye aklınızdan geçiyorsa bu soru kendinizi ele vermişsiniz demektir. Hepimiz  Pazarlama'cıyız :) Seyyar tezgahlarda satış yapanları  dikkatle  inceleyin. Kanımızda var bizim pazarlama derseniz :) 

Şunu da söylemeden geçmeyeyim; bize okul hayatımız  boyunca tekniklerle  öğretilmeye çalışılan pazarlama kavramını yurdum insanı çoktan yalayıp yutmuş bile. 




16 Ocak 2012 Pazartesi

Günümüzün Girişimcilik Fırsatları

Birçok girişimciler ve şirket liderleri global ekonomide yaşanan olumsuzluklarla kendi geleceklerini karanlık görmeye başladılar bile. Bu nedenle alternatif yatırım fırsatlarını değerlendirmeye başladılar. 

Belirsiz ekonomi ortamlarında yaşananlar ve dünya iklimindeki tehlike insanların hayatlarını kurtaracak yeni ürün ve hizmet arayışını keşfetmelerine neden oldu. (Aslında bazı yeni keşiflerle de daha çok zarar veriliyor insanlığa.) İnternet, mobil, havacılık derken birçok sektör inanılmaz başarılara imza attı.

Günümüzde birçok holding yeşil sektöre odaklandı. Yenilebilir enerji ve temiz su üretme yolları aranmaya başlandı. Çünkü, Dünya iklimi küresellikle beraber büyük bir tehlike altında. Balık atıklarından enerji üretilmeye başlandığını bile duymuştum. Geleceğin en büyük fırsatlarıda bu sektörde. Türkiye'de marka konut denilince akla gelen ilk isim Ali Ağaoğlu bile enerji sektörünü çok sevdi :)

Ulusal Enerji Ajansına göre enerji ihtiyacı 20 yıl içinde %40 artması bekleniyormuş. Petrol için dünya liderlerinin yaptığı savaşlar ortada. Yaşanan iklim değişiklikleri dünya liderlerini  endişe  etmeye başlamıştı. Nükleer enerji bir  alternatif olarak  sunulabilirdi ancak Japonya'da yaşananlarla birlikte bir  güvenlik sorunu olduğunu kuşkusuz. Bu durumda tek alternatif olan yenilebilir enerjinin büyük bir sektör haline gelmesiydi. Güneş, rüzgar, biyoyakıt, hidroelektirik yenilebilir enerji kaynaklarını karşılayabiliyor. Ancak bana göre önüne geçilmesi  mümkün olmayan tek şey su kıtlığı.  Avustralya'da yağmur suyu birikimlerine başlanmış bile. Türkiye'nin su konusunda israfı çok büyük rakamlarda.Utanılacak bir durumda. Suyun alternatifi yok. Su tüketimi fazla olan ülkeler durumdan endişeli. Deniz suyundan içme suyu elde etme  yatırımları yapılıyor. Karayipler de olduğu gibi. 

Bizlere düşen görevde çok büyük .Yaşam alanlarımızda alacağımız basit önlemlerle çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamak için bir zemin oluşturabiliriz.

Tüm bu olumsuz şartları fırsata çevirmek mümkün. Elektrik ampülleri, izolasyon malzemeleri ve mutfak çeşmeleri yeniliğe  açık. Ancak bu girişimlerde  başarı için düşünülmesi gereken tek şey, insanlığın ve geleceğin güvenliği olmalı.

Bu konularda takip  ettiğim tüm inovatif ürünleride sizlerle  paylaşmaya devam edeceğim. Şayet bu alanda yatırımlar yapmak istiyorsanız da Para dergisi Ersan Çıplak  ''Fikir Fabrikası'' bölümünü  takip etmenizi  tavsiye ederim. Ben bu bölümü çok seviyorum aklınıza gelmeyecek orijinal projelere yer veriyor Ersan Çıplak. Girişimciliğe vermiş olduğu destekler inanılmaz umut verici. Birçok yabancı şirkette referans numaralarıyla bilikte yeni ortaklar  arayışında. Aklınızda bulunsun :)


15 Ocak 2012 Pazar

Geleceğin Milyonerleri Bu Pazarlardan Çıkabilir

İnsan hayatı ve alışkanlıklarımız gün geçtikçe değişmeye devam ediyor. Küreselleşen bu  düzende hayatımıza giren kavramlardan biride e-ticaret ( elektronik ticaret ). Birçok araştırma yaptığınızda karşılaştığınız rakamlarla ciddi bir pazar olduğunu, inanılmaz seviyelere yükselmiş bir ticaret sistemi olduğunu anlamak mümkün. Hatta bu rakamlara bakılacak olursa geleceğin milyonerleri bu pazarlardan çıkabilir. 

E-ticaret, teknolojik gelişmelerle birlikte 1980 yılında ortaya çıkmış. Dünyada e-ticaret denilince akla gelen ilk isim Amazon daha sonra yahoo, eBay derken bugünlere geldik. Amerika bu işi çok iyi yapıyor. Türkiye'de ise  Hepsiburada ve GittiGidiyor bu işe öncülük ederek birçok yatırımcının bu pazara yönelmesine öncü oldular. Türkiye'de şuanda 2011 yılında 15 milyar TL'lik bir büyüklüğe ulaşmış durumda.

Bazıları internet üzerinden alışverişi tembellik olarak görüyor ama bana göre kesinlikle değil. Artık ülkemizde de yoğun bir çalışma temposu var. Aslında online alışveriş bir kurtarıcı, çok çalışanlar için. İyi fiyat karşılaştırması yapmak mümkün yani geleneksel alışverişten daha güvenli ve daha hızlı. Oturduğunuz yerden kız arkadaşınıza çiçek göndermek mümkün:) Mesela yakınınızın  düğünü için takı almakta. Fazlasıyla örnekler verilebilir.



Dünya e-ticaret konusunda oldukça uzmanlaştı. Güney Kore'de internet kullanıcılarının %99'u online alışveriş yapıyor. En hızlı büyüyen ikinci pazar e-ticaret pazarı. Dünya sıralamasında Türkiye, Fransa'dan sonra 7'nci sırada. İlk başlarda Türkiye emekleme dönemindeydi şuanda ise tüm gelişmeleri yakından takip etmeye başladı.Son günlerde her türlü ürünün bulunmayacağı sadece özel ve niş ürünlere yer verilecek olan siteler kurulmaya başlandı. Markafoninin kurucusu Sina Afra ve Arda Turan'ın aralarında bulunduğu Lidyana da bunlardan biri. Niş pazar aslında sonu olmayan  yaratıcı ve geniş bir kavram. Sadece ürün odaklı  düşünmemek gerek tabi ki. İngiltere de sadece solaklar için yapılmış bir site var ve gerçekten benim çok hoşuma giden yaratıcı bir iş. Yada Güney Kore'deki Tesco HomePlus süpermarketler zincirinin metro istasyonlarına dev bilbordlarını yerleştirip sanal marketler yaratması gibi.
Birçok fikir üretmek mümkün. 

Dünya Genelinde Online Alışveriş Hacmi 1.5 Trilyon Dolar.

E-ticaret'in geleceği 10 yıl sonra gerçekten de öngörülemez seviyelere geleceği ortada.

13 Ocak 2012 Cuma

Sigarayı Bıraktıktan Sonra

Günümüzde insan sağlığının en büyük düşmanlarından biri de sigaradır. Tuhaftır ki  bu belayı kendi  paramızla  satın alıyoruz.

Neden sigaraya başlarız ?
Sosyal, psikolojik ve genetik faktörlerle başlayan  sigara  alışkanlığı çocukluk ve gençlik çağlarında kazanılır. Okul çağındaki çocuklar ne yazık ki  sadece  merak  iç güdüsüyle sigaraya başlar. Kişinin anlık kendisini  iyi  hissettirmesi yada öfkenin azalması  için kaçış  olarak  görülen sigara aslında sağlığımızın  en büyük  belası.

Sigarayla ilgili  bilinmesi gereken gerçekler neler ?
 Dünya Sağlı Örgütü istatistiklerine göre dünya ülkelerinde en çok ölüme  neden  olan hastalık, sigaranın vesile olduğu  akciğer kanseri. Şunu da söyleyelim sadece içenler bu  hastalığa  yakalanmıyor, çevremizde  sigara  dumanına  maruz kalan her birey  bu  tehlikenin tehditi  altında.Bu noktada  toplumsal  sağlık  açısından  her bireye  önemli  görevler  düşmekte.
Günümüzde her yıl 3.5-4 milyon insan ve her gün 100.000  kişi  sigaradan  hayatını  kaybediyor. Eğer gereken önlemler  alınmazsa  bu  rakamın 10 milyonu   bulacağı  söyleniyor.

Sigara dumanında  yapılan  araştırmalara  göre 4000’den fazla kimyasal  madde  bulunmuştur. Sigara içindeki bu  zehirli  maddeler duman yolu ile  akciğere ordan kan yoluyla tüm damarlarımıza  hızla  yayılmakta. Günde bir paket sigara içen biri ciğerlerinde 2 yada 3 kilo zararlı  madde  taşır ve bunu  ciğer vücuda dağıtır.

O noktadan itibaren nefes darlığı, damar tıkanıklığı, kalp hastalıkları, akciğer kanseri, gırtlak kanseri ve daha niceleri vücudunuza saldırıya geçmiş olur.Ne yazık ki daha  sayısız  zararları  var  sigaranın.
Olmuyor kardeşim. Vazgeçemiyorum, yapamıyorum diyorsanız bilinki ölümcül hastalıklara davetiye çıkarıyorsunuz demektir!!!
Türkiye’de sigara  tüketimi

Türkiye ‘de her gün ortalama 15 milyon paket sigara tüketiliyor. Son 10 yılda ülkemizde tüketilen sigara miktarı 1 trilyon 95 milyar 700 milyon adede ulaştı. Ülkemizde insanlar sigaraya günde 45 milyon 205 bin YTL ödüyor. Sigara için kişi başına yapılan ortalama harcama ise 233,8 YTL. Ancak bu noktada  düşünülmesi  gerek  insanlığa vermiş olduğu maddi  zarardan yana, sağlık yıkımı bir felaket.
Ben çok uzun zamandır  sigara  içiyorum, artık bıraksamda sağlığım düzelmez  demeyin sakın !
Bakın KwikMed bu konuyla  ilgili  çok güzel bir  infografik hazırlamış. Sigarayı  bıraktıktan itibaren 20 dakikada başlayıp 15 yıla kadar ki vücudumuzdaki değişikliklere değinmiş.
İlk 20 dakikada kan basıncı ve kalp  atışı  hızlı  düşer, el ve ayak ısıları  normale döner. Sigarayı bıraktıktan 1 yıl sonra sigaradan  kaynaklanan kalp  hastalığı  riski %50 azalır. 15 yıl sonra  sigara  kullanımından kaynaklanan  ölüm riski ortadan kalkar. Sigara  içmediğiniz 15 yıldaki  kazancınız ortalama 54 bin dolar.
Sigarayı  bırakacağınıza ve bunu başaracağınıza inanın, gerekirse destek  alın ama  hiçbir  zaman mücadeleden  pes  etmeyin .

Dumansız  havalar 








Müjdeeeee !!! Mahallemize BİM Geldi :)




Yaşadığım yerin vazgeçilmez alışveriş merkezi ve 25 kuruşa le cola satılan yer  diyorum ben BİM'e. Üniversite yıllarımdaki vazgeçilmezimizdi kızlarla :) Annem içinse Cuma günleri piyasada emsallerine göre daha  ucuza  satılan ürünlerin kuyruk sırasıydı :) Nice dostluklar edindi  bu  kuyrukta :) Akşamdan yapılan kuyruk planları vs benim bayağı  gülmekten yarıldığım anlardı.

Uzun zamandır  takip  etmemiştim şube sayısındaki  değişikliği şuan itibariyle araştırayım ve sizinlede  paylaşayım  istedim. Perekande sektöründe bir başarı hikayesi var adeta.

Türkiye'de Bim 1995 yılında sadece 21 mağazayla kurulmuş. 9 yılda 1000 mağaza 12 yıl sonunda 2 bin mağazaya ulaşmış. Şuan itibariyle de 3300 mağazaya ulaşmış durumda. 15 yıl sonunda büyük bir başarıya ulaşmış. Kuzey Afrika da 44 mağazası var ve yeni pazar  araştırmaları  yapmaktalarmış. Bim CEO'su Galip Aykaç büyüme hedeflerini %23 - 24 düzeyinde hedeflediklerini belirtiyor.

Dünya devi Wal-Mart 1962 yılında kurulmuş 52 yıl sonunda ise sadece 8 bin 972 mağazaya ulaşmış. Türkiye'nin perekande devi Bim'e bu şekilde dikkat çekmek bile yeterli.

Bim'in sırrı  nedir peki ? 

1) İlk olarak  kesinlikle  başarılı  yer  seçimiyle hedef kitleye hitap etmiş  olmaları.

2) Satın alma gücünü  öne  çıkarmaları.

3) Tüketiciyle duygusal bir  bağ  oluşturmaları

4) Yönetim ekibinin tecrübesi.

5) Müşteri  önemlidir misyonunu iyi benimsemiş olmaları.

Tüm ürünlerin kalitesi neredeyse  aynı seviyede tek önemli olan ise müşteriye en ucuz şekilde ürünleri  sunabilmek.

İyiki varsın Bim :)



Ne Yediklerimizi Biliyor muyuz ?

2011 Aralık ayında bir gelişme yaşandı. Biyogüvenlik yasasında değişiklik yapıldı. Türkiye Yem Sanayicileri  Derneği,Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği  ve birkaç dernek başvurusu  üzerine. 13 farklı GDO içeren yemin Türkiye'ye gelişi  için. Neymiş efendim teknolojik faydası  varmış. Bu 13 farklı yem, hayvancılık sektöründe yem ve yem hammedesi  olarak  kullanılacakmış. 24 Aralık Resmi Gazete'de yayınlandı.

GDO'lu ürünler verimlik ve teknolojik fayda  sağlıyor olabilir ancak insan sağlığına zararı  söz konusuyken teknolojik fayda  da ne diye ? GDO 'lu ürünlerin  insanlar üzerindeki  etkisini birkaç nesil  sonrasında  çok net  görülüceği  söyleniyor. Nesil tükenmek üzere  yani. Ancak hayvanlar  üzerindeki etkisi hemen etkisini  göstermektedir.





İtalya Cattolica S. Cuore Üniversitesi'nin yaptığı araştırmada ise GDO'lu yemlerle beslenen hayvanların kanında, karaciğerinde, böbreğinde GDO'lu DNA'lar bulunmuş. Bu hayvanların zamanla sinir  sisteminin tahrip olduğu, organlarında küçülme gibi daha birçok sorunlar tespit edilmiş.


Görüldüğü gibi aslında bir  Biyogüvenlik yasası var ancak  ciddi yasa boşluklarıda var. Bu yüzden de toplumsal sağlık bilinmezlere sürükleniyor.Umarım bu duruma da  liderlerimiz duyarsız kalmazlar.



Ekonomimizin En Zayıf Noktası Cari Açık

Cari açık, son on yıldır ülkemizin üzerinde adeta bir kara bulut gibi dolaşmaya  devam ediyor.

Peki  nedir bu cari  açık ?

Türkiye'de bu konuda süregelmiş yanlış bir kanı var doğrusu. Cari açık dış ticaret açığı değildir. Dış ticaret açığı veren bir ülke cari  açık vermek zorunda değildir. Kısaca cari açık dış ticaret açığının görünmez kalem olarak görülen turizm, hizmet gelirleri gibi unsurlarla finanse  edilmeyen kısmıdır. Örneğin İngiltere bazı yıllarda dış ticaret açığı verirken cari açık vermemiştir. Sömürgelerinden  elde  ettiği gelirlerle (görünmez kalem  )bu  açığını kapatmıştır.

Peki neden Türkiye cari açık veriyor? Çünkü, gelişmekte olan ve hızla  büyüyen bir ekonomi olduğu için. Ekonomininde bu kırılgan noktası  büyüdükçe  artıyor. İthal ikameli  büyüyor ülkemiz. Yılalrdır süregelen ciddi bir yapısal sorun. Öyle bir yapısal  sorun  düşünün ki bir  elde  büyümemek  var  diğer elde cari açık ?

Türkiye ihracata  yönelik bir büyüme gerçekleştirirken ithalata olan bağımlılığıda fazlasıyla yüksek. Bir ürünü üretip ihraç  ediyoruz  ama  ihraç ederken ki üretilen ürünlerin girdilerinide ithal ediyoruz. Yüksek oranda ara mal ithalatı gerçekleşiyor.

Türkiye'de herkese düşen farklı sorumluluklar var cari açık konusunda.

Tüketiciler olarak cebimize göre harcama yapmayı bilmeliyiz. Tasarruf eksikliğimizi gidermeliyiz. Özel sektörler ara  malı  ithalatı  ikame  edecek tesisler kurmalı tabi devlette bu  durumu  teşvik etmeli. Şu anda yerli otomobil hazırlıkları gecikmiş  olsada adım atıldı. Devlet enerjide %70 oranında  olan dışa  bağımlılığı azaltmalı. Üniversiteler ve sanayi  kuruluşları  işbirliği dikkate  alınmalı. Türkiye arge ve patent sıralamasında  oldukça  gerilerde.Daha çok araştırma ve bilimsel yayın hazırlanmalı.

Cari açık 2011 Kasım ayında 5.19 milyar dolar oldu.

Türkiye'nin cari işlemler dengesindeki gerçekleşmeler, 2010 ve 2011 yılları Ocak-Kasım dönemi itibariyle şöyle:






 

Halide's notepad Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger