2 Eylül 2012 Pazar

ÇİN HALK CUMHURİYETİ İŞ KÜLTÜRÜ



İş kültüründe dikkat edilmesi gereken iki ülkeden biri  diğeri Japonya. Araştırmalarım bunu gösteriyor. Çinli iş adamları özellikle hediye almasını da vermesini de seviyor. En bilinen bu olsa gerek. Hediyesiz gitmeyelim o zaman:)

Tüm bunlar haricinde ben şuna inanıyorum; iş hayatında da kültüründe de en önemli özellikler ''hoşgörü, iyi niyet ve gülümse'' bunlar tüm kapıları açar. Her ülkenin kendi has genel kuralları var iş kültüründe. Şimdilerde araştırmalarımda faydalı bilgileri derlememden öte gidemiyorum :) ilerleyen zamanlarda  iş hayatımdaki tecrübelerimi de paylaşacağım inanıyorum ve Çinli iş adamları biraz tanıyalım diyorum.

İş Görüşmesi Yaparken!



Müzakare öncesi dikkat edilmesi gereken hususlar:

Eğer mümkünse görüşme süresince çok ince ayrıntıları kaçırmamak ve birbirinizi anlamaya yardımcı olabilmek amacıyla kendi tercümanınızı yanınızda götürmeniz çok faydalı olacaktır.

Konuşmalarınız kısa, basit olmalı aynı zamanda argo ve anlaşılması zor kelimeleri içermemelidir.

Konuşmanıza sık sık ara verin. Böylece konuşmanızı herkes daha iyi kavrayacaktır.

Organizasyonun farklı seviyelerine göre sunuş hazırlamalısınız.

Ziyaret öncesinde dağıtım için en az 20 kopya teklifinizden hazırlamalısınız.

Sunuş materyalleriniz siyah ve beyaz olmalıdır. Renkler bu kültürde farklı anlamlar içerebilir ve çoğunluğu olumsuz anlama gelebilir.

Çinliler genel olarak dışarıdan gelecek bilgilere dikkatlice yaklaşırlar

Komünist parti inancı bütün müzakerelerde etkisini göstermektedir.

Teorik ve diğer objektif gerçekler, Komünist parti doktrinine karşı olmadığı sürece kabul edilmektedir.

Bu ülkede her türlü karar sorumluluğunda Komünist partinin ve bürokratların etkisi vardır.

Yerel kararlar kooperatiflerin başkanları tarafından verilmektedir.

Çin iş kültüründe  toplumcu düşünce geçerlidir, hatta özel sektörde dahi bunun etkisi vardır.

"Ününü Korumak" kavramı Çin kültürünü anlamak için önemli bir kavramdır. Çin kültüründe bir kişinin ününü koruması ve sosyal varlığını sürdürmesi önemlidir. Utandıracak bir durum yaratmak veya sükunetin ortadan kalkması, kasden olmasa dahi müzakerelerin felaketle sona ermesine neden olabilir.

Çinliler kartvizit değiştirme konusunda çok isteklidirler, bu yüzden görüşmeye gitmeden önce yanınızda bol miktarda kartvizit götürmeyi ihmal etmeyiniz. Kartların bir yüzeyi ingilizce hazırlanıp, diğer yüzünün Çince hazırlanmasında fayda görülmektedir.

Kartvizitinizde profesyonel ünvanınızı, özellikle de karar vermede yetkinizin olup olmadığı da ilave edilmelidir. Çin kültüründe kartvizit değiştirmenin en önemli sebebi sizin tarafınızda karar vericilerin tespit edilmesidir.

Eğer şirketiniz ülkenizde belli büyüklüğe ulaşmış ve aynı zamanda eskiden kurulmuş ve size prestij sağlayacak farklı özellikleri içeriyorsa, kartınızda bunları mutlaka belirtiniz.

Kartvizitinizi altın mürekkep ile bastırmanız da artı bir değer olarak kabul edilmektedir. Çin kültüründe altın, pretij ve refahın simgesidir.

Kartınızı iki elinizle takdim ediniz ve Çince yazılı kısmın alıcının tarafında olmasına dikkat ediniz.

Kartviziti aldığınızda kartı incelediğinizi belirtecek bir süre geçirin, daha sonra kartvizitinizi kartvizit saklama cüzdanına koyunuz. Eğer masanın üzerinde müzakare halindeyseniz aldığınız kartı masanın üstüne koyunuz.


Size sunulan kartvizitin okunmaması ve gelişigüzel cüzdanınıza sıkıştırılması yapacağınız protokokolün baştan bozulmasına neden olabilir.

Çin iş protokolüne göre, kişiler toplantı odasına hiyerarşik bir sırada girerler. Örneğin Çinli odaya giren ilk yabancıyı, grubun başı olarak kabul etmektedir. Hiyerarşi konusuna bu kadar önem verdikleri için, sizin adınıza görüşmeleri yürütecek organizasyonunuzda kıdemli bir kişiyi yanınızda bulundurunuz. Çinli de aynısını yapacaktır.

Grubunuzda sadece kıdemli olan kişilerin tartışmalara katılmasına müsaade edilir. Daha az kıdemli bir kişi tarafından müdahale edilmesi Çinlinin şok olmasına neden olabilir.

Çin kültüründe tevazu erdem sayılmaktadır. Abartma kuşkuyla karşılanmakta olup, birçok durumda araştırmaya neden olmaktadır.

Çinliler sizlere doğrudan "Hayır" demezler. Bunun yerine çelişkili cevaplar verirler, örneğin "belki", "emin değilim", "onun hakkında düşüneceğim", "göreceğiz" gibi cevaplar genellikle "hayır" anlamına gelmektedir.

Çinliler avantaj sağlamak için görüşmelerin belirlenen sürelerin de üzerine çıkması için çaba sarfedebilirler. Ziyaretinizin son gününde, herşeyle ilgili olarak tekrar görüşmek isteyebilirler.

Sabırlı olun, hislerinizi fazla göstermeyin, gecikmeleri sükunetle karşılayın. İlaveten, toplantının bitiş müddetlerinden bahsetmeyin.

Toplantının bitiminde, Çinli görüşmeciden önce ayrılmanız beklenir.

Çin'e amaçlarınıza ulaşmak için birçok defa seyahat yapmanız gerekebilir. Çinlil işadamları bir işe başlamadan önce çok kuvvetli bir ilişkinin kurulmasını tercih etmektedirler.

Kontrat imzalansa bile, Çinliler daha iyi iş yapmak için baskılara devam edeceklerdir.

Eğlence

Çin'de iş yemekleri popülaritesini artırmaktadır. Hernekadar iş kahvaltıları Çin iş kültürünü yansıtmasa da yine de işadamları bu toplantılara yönlenmektedirler

Resmi akşam yemekleri iş eğlencesi için en popüler yemeklerdir. Genellikle bu yemekler akşam 6.30-7.00'de başlayıp iki saat sürmektedir. Eğer konuksanız zamanında gitmeniz gerekmektedir.

İsterseniz akşam  yemeğine 15 dakika kadar önce gidebilirsiniz. Çinli ev sahipleriniz resmi yemekle ilgili düzenlemeleri yapmak için orada bulunacaklardır.

Genellikle bir restaurantta verilen yemekler büyük bir çeşitliliği içermektedir. Çin iş kültüründe hiyerarşik yapıya uygun olan işaretlenmiş yerinize oturunuz.

Genellikle masanın ortasında, kapıyı gören tarafa onur konuğu oturtulur. Evsahibi doğrudan soluna oturur. Herkes azalan statüsüne göre oturmaktadır. En kıdemli üye tam ortadaki yere oturur. Daha sonra diğerleri yerlerine oturur.

Yemeğe ve içkiye ilk olarak misafir başlamaktadır. Daha sonra diğerleri yemeklerine devam etmektedir.

Yemekte iş tartışılmamaktadır.

Beş kişilik masaya 10 kişiye yetecek kadar yemek ısmarlamak yaygın bir durumdur. Eğer yemeğin sonunda masada çok fazla yemek kalmazsa evsahipleri bozulmaktadır.

Pirinç pek çok çinli için doyurucu bir yemek olduğundan,  genellikle yemeğin sonuna kadar servis yapılmamaktadır. Bu nedenle yemeğinizle beraber pirinç yemek istiyorsanız garsona daha önce servis için rica etmelisniz, özellikle yemek çok acı olduğu zaman.

Yemek süresince 20 kadar yemek servisi yapılabilir, bu yüzden başlangıçta çok fazla yemeyin. En iyisi her tabaktan çok az miktarda almaktır.

"Boş tabak" bırakmak size yeterli miktarda yemek verilmediği şeklinde algılanabilir, ve müthiş bir kabalık olarak da değerlendirilebilir. Diğer taraftan hiç ellenmemiş yemek bırakmak da gücendirme anlamına gelebilir. Sizi çekmeyen bir yemek dahi olsa, nezaket adına bir parça tatmalısınz.

Çin İş eğlencesinin en önemli kısmı ise "yum cha" Olarak bilinen çay içme törenidir. Toplantı ve yemek öncesinde ilişki kurmak için kullanılmaktadır.

Eğer yeni bir çayın doldurulmasını istemiyorsanız bardağınızda bir miktar çay bırakın.

Herhangibir yemek kabı gerektirmeyen bir yemek sunulduğu zaman, ikinci bir çay parmaklarınızı daldırmak ve yıkamak amacıyla size ikram edilebilir.              

Başkalarının önündeki yemeklere ulaşmak gayet normal bir davranış olarak kabul görmektedir.. 

Çekirdek ve kemikler için ortaya özel bir tabak ayrılmıştır. Bu tabaktakileri tabağınıza asla koymayın.

Yemek yerken çatal yerine çubuklarla yemek yemeniz takdir görecektir. Yemeğinizi bitirdikten sonra çubuklanızı masanın üzerine veya çubuk muhafaza yerine bırakınız.


Çubuklarınızın tabağınızın üst kısmına paralel olarak konulması kötü şans olarak değerlendirilmektedir.

Çubuklarınızı pirinç kabın içine diklemesine koymanız kabalık anlamına gelmektedir.  Çin dinsel törenlerine göre Çin tanrısı idolüne benzemektedir.

Çubukların sonunu ağzınıza koymayın.

Çubuklarınızı düşürmemeye özen gösterin, bu da kötü şans göstergesidir.

Pirinç yerken Çin adetlerini takip edin,  çanağı ağzınıza yaklaştırın.

Masada gürültülü yemek ve geğirmek gayet normal bir şekilde kabul edilmektedir. Bu şekilde yemek ayrıca yemeğin beğenildiğinin işaretleri olarak algılanmaktadır.

Akrep, çekirge, yılan derisi, safra ve kan, lezzetli yemekler olarak kabul görmektedir.

Kürdan yemekler arasında ve yemeğin sonunda ikram edilmektedir. Kürdanı, boş olan elinizi ağzınızı kapatarak  kullanınız.

İşinizle ilgili olarak kişisel ilişki kurmak (çince "guanxi") büyük önem taşımaktadır.

Burada kuvvetli bir içki kültürünün varlığının bir göstergesidir. Genellikle, içkinin arzulandığı
iş yemeklerine katılmayan kişilere Çinliler kuşkuyla bakmaktadırlar.

Bu tür sosyal olaylar aradaki olumsuzlukları kaldırmak için özel fırsatlardır.

Çin iş kültüründe kadeh tokuşturmak genellikle bira içerken yapılmaktadır.

Genelde masanızda üç bardak bulacaksınız; birisi kadeh tokuşturacağınız içki bardağı, diğeri şarap bardağı ve üçüncüsü ise "mgotai" denilen içki bardağıdır.

Evsahibi ilk bardağı tokuşturur. Eğer alkol almak istemiyorsanız, alkolsüz içecek bardağınızla eşlik etmek uygundur;meyva suyu veya su gibi.

Yemek süresince kadeh tokuşturmak devam edecektir. İki önemli kadeh tokuşturma şekli 
"ganbei"- Kadehi sonuna kadar için! ve "kai pay" bardağı süzene kadar için.

Bazen Çinli, yabancı kişiyi alkole karşı test etmekten "lowai" hoşlanır.  Özellikle "er gua toe" denilen saf alkolün sunulduğu ve insanların uçak yakıtı ile kıyasladığı içkiler vardır. En iyi korunma yöntemi önceden karnınızı doyurmaktır.

Sigara içmeden önce çevrenizdekilere ikram etmeniz nazik bir davranış olarak kabul edilmektedir.

Yemek, meyva servisi ve sıcak havlu servisi ile kesinlikle sona ermiş demektir.

Bu servisten kısa bir süre sonra konukların ayrılmak için hazırlanmaları beklenir. Çin iş kültürüne göre evsahibi konuğun gidişini başlatmayacaktır.

Çin'de bahşiş, kabalık olarak addedilmektedir. Ancak çok büyük otellerde genç personel tarafından bahşiş beklenebilir.

Çin protokolünü takip edin, aynı değerde bir akşam yemeğiyle karşılık verin, evsahibinin tekrar cömertçe bir araya gelişleri organize edeceğini beklemeyiniz.

Diyet konusunda da Çinliler fazla deneyimli değildir. Dışarıya seyahat etmedikçe batı yemeklerini yemezler. En iyisi konuklarınızı bir Çin restaurantına götürmenizdir, hatta şehrin en güzel fransız mutfağı yerine Çin yemeklerini tercih ederler.

Eğer bir akşam yemeğine evsahipliği yapıyorsanız, konuklardan en az 30 dakika önce varmalısınız.

Ev eğlenceleri de Çin'de çok populerdir. Eğer bir Çin evine davet edildiyseniz, Türk adetlerinde olduğu gibi eve girerken ayakkabılarınızı çıkarmanız rica edilir. Zamanında gidiniz, çok erkenden bulunmayınız.

Evinizde davet verirseniz, peynir servisi yapmaktan kaçınınız. Ulusal diyete ters düşmektedir.

Randevu

Çin iş kültüründe bir görüşmeye geç gitme kabalık olarak kabul edilmektedir.

Türkiye'nin ticaret müşavirleri amacınıza uygun olarak görüşmelerinizi ayarlayabilir.

Ziyaret için en uygun mevsim Nisan-Haziran ve Eylül-Ekim aylarıdır.

İş yerlerinin ve devlet ofislerinin açık olduğu saatler Pazartesi-Cumartesi sabah 8:00 akşam 5:00'tir. 
Ancak büyük şehirlerde çalışma süresi hafada 5 gün olarak kabul görmektedir.

Depoların açık olduğu saatler sabah 9:00 akşam 7:00'dir. Ancak Şangay'da gece 10:00'a kadar açık kalmaktadır.

Birçok Çinli öğlen 12:00-2:00 arasında işlerine ara verirler. Bu süre zarfında doğal olarak heryer kapalıdır; telefon ve asansör servisleri dahildir.

Randevularınızı programlarken, Çin yeni yılı gibi tatillerden haberdar olunuz. Bu sürelerde işyerlerinin büyük bir çoğunluğu kapalıdır. Bu tarih yıldan yıla değişiklik göstermektedir.

Hediye Verme

Genel Hatlar

Çin iş kültüründe resmi politika hediye vermeyi yasaklamaktadır. Bu hareket rüşvet olarak düşünülmekte olup bu ülkede illegal olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle hediyeniz reddedilebilir.

Ancak hediye ile ilgili tavırlar birçok organizasyonda daha serbestleşmeye başlamıştır. Hangi durumda olursa olsun siz yine de hediye verirken aşağıdaki konulara dikkat ederek ihtiyatlı olunuz.

Eğer hediyenizi bir şahsa veriyorsanız, bunu iş gereği olarak değil de özel olarak arkadaşlık çerçevesi içinde yapmalısınız.

Çinli bir hediyeyi kabul etmeden önce üç kez hediyeyi reddedecektir. Bunu açgözlü biri olmadığını göstermek için yapacaktır. Israr etmeye devam ediniz. Birkez hediye kabul edildikten sonra size şükranlarını iletecektir. Aynı yöntemi size bir hediye verildiği zaman da sizin de uygulamanız beklenebilir.

Diğer insanların birarada oldukları anda bir kişiye değerli hediye vermeyin. Bu davranış utanmaya neden olabilir ve alıcı için bazı problemlerin oluşmasına neden olabilir. Çin kültüründe rüşvet konusunda katı kurallar vardır.

Bir şahıstan ziyade, bütün bir şirkete bir hediye veriyorsanız aşağıdaki kuralları takip etmeniz koşuluyla hediyeniz daha kolay kabul edilecektir.

Bütün tartışma ve görüşmeler bittikten sonra hediye değiştirme işi gerçekleştirilmelidir.

Hediyenin şirketinizi temsil eden bir hediye olduğunu belirtiniz.

Hediyeyi görüşmede bulunduğunuz ekibin liderine verin.

Çok pahalı bir hediye vermemeye özen gösterin, size de karşılık verebilmek için karşı tarafı zor durumda bırakmayınız.

Değerli hediyeler arkadaşlığın bir göstergesi olarak gizli bir şekilde şahıslara verilmelidir.

Çin'e gitmeden önce hediyenizi ambalajlamayın, ambalajınız Çin geleneklerine uymayabilir.

Eğer mümkün olabilirse hediyeleriniz için kırmızı renkli ambalaj kağıtlar kullanın, bu rengin şans getireceğine inanılır. Düz kırmızı renk, Çin kültüründe emin tarafta kalmak açısından iyi bir renktir. Birçok çeşiti olumsuz ve farklı anlamlar içerebilir.

Pembe ve sarı renklerdeki ambalaj da uygun renklerdir.

Renklerin birçok farklı anlamı olduğu için en iyisi hediyenizi bir dükkanda veya otelde bu servisi yapan yere yaptırmanız daha akıllıca olacaktır.

Takdir Görecek Hediyeler

Iyi bir konyak veya diğer kaliteli içkiler

Kaliteli bir dolmakalem (kırmızı renkli bir dolmakalem değil; kırmızı mürekkep bağların kopması anlamına gelmektedir.)

Güneş enerjili hesap makinaları

Mutfak malzemeleri

Pul, eğer alan kişi ilgileniyorsa (pul koleksiyonu çok populerdir)

Sigara çakmağı, eğer alıcı sigara içiyorsa

Genellikle hediyeler hediye verenin yanında açılmaz

Şirket için kabul edilebilebilecek hediyeler; ülkeniz veya şehrinizle ilgili maddeler olabilir. El yapması hediyeler ve resimlerle süslenmiş bir kitap olabilir.  Bu hediyeleri yanınızda götürmeyi unutmayın, size hediye verildiği zaman sizin de karşılık vermeniz gerekebilir.

Akşam yemeği iyi bir hoşgeldiniz hediyesidir. Ancak böyle bir şeyin bir kez olacağını unutmayınız. Çin protokolüne göre karşılık vermeniz beklenebilir.

Yiyecek hediyeleri kabul edilebilir. Ancak yemek servisi yapılan yerler dışındaki koşullarda olabilir. Şeker ve meyva sepetleri yemek sonrası teşekkür anlamında kabul edilebilir.

Çin kültüründe 8 sayısı en şanslı numaradır. Eğer herhangibir maddeden sekizi tane alırsanız bu sizinle ilgili iyi bir tavır  edinildiğinin göstergesidir.

Dikkat edilmesi gereken hediyeler

Makas, bıçak veya diğer kesici nesneler arkadaşlığın ve aranızdaki bağların kesilmesi olarak yorumlanmaktadır.

Cenaze töreni ile ilgili aşağıdaki konulardan kaçınılmalıdır.

Saman sandaletler
Saat
Mendil 
Beyaz, siyah ve mavi renkli ambalajlı hediyeler
 
İlk İsim Ve Ünvan?

Çin isimleri batı isimlerinden farkı bir sıralama içerirler. Her kişinin şu şekilde bir isim sıralaması vardır; aile, nesil ve ilk adı. Nesil ve verilen isimler birbirlerinden boşlukla veya çizgi işareti ile ayrılabilir. Fakat genellikle bir tek kelime gibi yazılmaktadır.

Birçok kişi ünvanı veya isimleriyle çağrılmaktadır. Eğer bir şahsın profesyonel bir ünvanı yoksa "mr", "madam", soyadını ilave ediniz.

Evli bir kadın genellikle genç kızlık ismini de saklı tutar, kocasının ismini kullanmaz.

Ayrıca birçok Çinli yabancılar için kolaylık olsun diye ingilizce ilk ismini de kullanmaktadır.

Adres üzerinde ise resmi ünvanlarını da kullanmaktadırlar; "General" "Committee Member", veya "Bureau Chief" gibi.

Komünist olmadıkça, hiçkimseye "comrade" "yoldaş" diye hitap etmeyin.

Halk Davranışı

Çinliler ilk selamlaşmada başını aşağıya doğru eğerek selam verecektir. El sıkışma burada da uygulanmaktadır, ancak Çinli ortağınız için onun gibi selamlaşmada fayda vardır.

Bir okul, tiyatro veya diğer çalışma yerlerini gezerken, hoşgeldiniz anlamında alkışlanırsanız şaşırmayın. Siz de karşılık olarak alkışlamalısınız.

Duygularıızı belli eden davranışlardan ve olağan olmayan yüz ifadelerinden kaçınınız.

Çinliler konuşurken ellerini kullanmazlar ve karşısında konuşan da bunu yaparsa sinirlenirler.

Bazı el hareketleri tabiki gerekli olabilir. 

Bir yeri işaret ederken tüm ellerini kullanmaktadırlar.

Birisini çağırırken, avucunu aşağıya döndürüp, parmaklarını kendi tarafına doğru hareket ettirmektedir.

Özellikle yaşlı olan ve yönetici pozisyonundaki bir Çinli yabancılara temas etmekten hoşlanmaz.
Bir grup içinde ilk önce en kıdemli kişi ile tanışmalısınız

Gülümseme Çin'de apaçık yapılmamaktadır, çünkü hislerinin bastırılması için büyük bir baskı uygularlar.

Aynı cinsiyetten kişilerin toplum içinde el ele dolaştıklarını gözlemleyebilirsiniz.

Halk içinde kişilerin birbirlerine sevgi gösterilerinde bulunmaları pek hoş karşılanmamaktadır.

Ellerinizi cebinize koymayınız, bunu kabalık olarak kabul edebilirler. Sonuçta, dışarıda tırnakların yenmesi, dişlerinizden yemek artıklarının alınması ve benzer hareketler uygun karşılanmamaktadır.

Halk içinde tükürmek kabul edilebilir.
Kağıt mendille burnunuzu silmek kabul edilmektedir.

Karşılıklı Konuşma

Genel Hatlar

Çin ziyaretinizden önce kendinizi Çin kültürü, tarihi ve coğrafyası konusunda hazırlamanız iyi olur. Bu hazırlığınız evsahinizi tarafından saygıyla karşılanacaktır.

Olumsuz cevaplar nezaketsizlik olarak kabul edilmektedir. "Hayır" yerine "Belki", "Düşüneceğim" veya "Göreceğiz" gibi terimler kullanmanız tavsiye edilmektedir. Çinlinin de aynı davranışı sergilediğni göreceksiniz.

Size çok özel sorular da sorulabilir, yaşınız, geliriniz, evli olup olmadığınız gibi. Bu sorulara vevap vermek istemiyorsanız, nezaketinizi bozmadan, ilgisiz bir cevap veriniz. Soru soran kişiye karşı sinirli olduğunuzu belli etmeyin. Bu kültürde yüzünüzün asık olması olumsuz etki yaratmaktadır.

Çin kültüründe "yemek yediniz mi?" sorusunun "Nasılsınız" ile eş anlamı vardır. Biraz önce yemek yemiş bile olsanız basitçe "evet" diyebilirsiniz.

Çin'ce birkaç kelime öğrenmek için kendinizi zorlayınız. Çabalarınız takdir görecektir.

Karşınızdaki kişilerin ailesinin sağlığı ile ilgili sorular sorabilirsiniz. 

Yemek esnasında, yediğiniz yemek ile ilgili heyacanınızı ifade edebilirsiniz.

Yemeğin başlangıcında "az konuşma" önemlidir. Bu görüşmede gelecekte yapılacak olan görüşmeleri ana hatlarıyla görüşebilirsiniz.

Hoşlanılan konuşmalar

Çin'in doğasından ve önemli yerlerinden bahsetmek

Hava, iklim ve Çin'in coğrafyasından bahsetmek

Başka ülkelere yaptığınız seyahatlerden

Çinde edinmiş olduğunuz olumlu deneyimlerinizden

Çin sanatından

kaçınılması Gereken Konular

Tayvan'dan bahsetmekten kaçınınız. Eğer konu açılırsa bu ülkeyi "Çin Cumhuriyeti" veya "Milli Çin" gibi sıfatlarla bahsetmeyin. En düzgün tanımlama "Tayvan Province" veya sadece "Tayvan" diyebilirsiniz.

"Red China" veya "Mainland China" veya "Communist China" gibi tanımlamalarda bulunmayınız


İş Kiyafeti

Çin iş kültüründe muhafazakar ve fazla renkli olmayan takımlar ve kıravatlar kullanılmaktadır.

Parlak renkli olanlar makbul değildir.

Kadınlar da muhafazakar takım veya elbise giyerler; bir bluz veya yüksek yakalı bir üst tercih edilmektedir. Hafif renkli, nötr; bej ve kahverengi renkler tercih edilmektedir.

Tutucu bir yapıda oldukları için, alçakgönüllülüğü ön plana alan kıyafetleri tercih etmektedirler. Düşük ökçeli düz ayakkabılar kadınların seçimlerinde temel faktörleri oluşturmaktadır. Yüksek ökçeli ayakkabılar yabancı diplomatlar tarafından verilen resepsiyonlarda giyilmektedir.

İşadamları takım elbise ve kıravatı resmi olaylarda giymektedirler. Çin iş kültüründe Smokin yoktur. 
Kadın ve erkek için jean normal yaşamda kabul edilmektedir.

KAYNAK: iHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ





10 Ağustos 2012 Cuma

Olimpiyat Harcamaları



2012 Londra Olimpiyat Oyunları tiyatro gösterisi tadında bir törenle açılışını yaptı. Her ne kadar Londra, Olimpiyat değerlerini spor ve kardeşlik mesajlarını bir kenara atıp Büyük Britanya tarihlerini ve kendilerini ön plana çıkarmaya çalışmış olsalar da görsel olarak muhteşemdi. İyi hazırlanılmış ve Pekin Olimpiyatlarına kıyasla çıtayı yükseltmeye çalışılmıştı.

Londra üçüncü kez 205 ülkenin katılımıyla oyunlara ev sahipliğini yapıyor. Dört yılda bir düzenlenen bu organizasyon 12 Ağustos’ta sona erecek. 16 dalda 181 sporcumuzla en fazla katılımımızın olduğu bu olimpiyatlarda madalya için sporcularımız mücadele verecek. Oyunlar şu anda büyük bir heyecanla devam ediyor. Haliyle tüm dünyanın, sporcuların ve spor severlerin gözü ve  kalbi  Londra’da.

Peki ekonomistler? 

Onlar da biz muhteşemlikleri anlatıp televizyonlarımızın başında heyecanla takip ederken, bu organizasyonun İngiltere ekonomisine nasıl katkı sağlayacağı ve tüm bu harcamaların nereye gideceğinin analizin peşindeler.

Olimpiyatlardan bir gün önce yapılan açıklamada İngiltere ekonomisinin son 50 yılın en uzun süreli resesyonu yaşadığı bildirilmişti. Açılış için kötü bir başlangıçtı açıkçası.
İngiltere de Olimpiyatlar için 7 milyarlık bir bütçe ayıracağını söylemişti ancak görünen o ki paranın su gibi aktığı bu etkinliklerde hükümetin şu andaki tüm masrafları 70 milyara ulaşmış. İnanılmaz değil mi? 
Londra tüm bu harcamalarını televizyon yayın hakkı, lisanslı ürün ve bilet satışları, sponsorlarından  gelecek olan gelirleriyle karşılayacağını düşünüyor. Umarım evdeki hesap çarşıya uyar.

Bilindiği üzere İngiltere’nin 1976 Montreal Olimpiyatlarını ödemek tam 30 yılını almış. Ayrıca Yunanistan da Atina Olimpiyatlarında başlarda 250 milyon gibi bir bütçe düşünürken 25 milyarlık bir masrafla karşılaşmıştı. Yunanistan’ı krize götüren nedenlerin arasında biri de buydu.
Çin Halk Cumhuriyeti, 2008 Pekin Olimpiyatları için   38 milyar dolarla şehri hazırlamıştı. Atina olimpiyatlarından   daha fazla bir maliyetle.
Sıradaki olimpiyat ise 2016 yılında Brezilya’da. Ayrıca 2014 Dünya Futbol Şampiyonluğu  da Brezilya’da. Brezilyanın yükü kat be kat daha da artacak. Yapılan harcamaların nasıl fayda sağlayacağını onlar da bekliyor.

Ülkelere ekonomik bir yük olan bu organizasyonlar için neden şehirler Olimpiyat komitesiyle yarışa girerler, neden bir fırsat gibi görürler. Sadece ülke imajı ve ideolojisi için mi?  Fazlasıyla düşündürücü bir neden. Bu işin özünde ne yatıyor? Ülkenin kendini gösterebilmesi adına imajına katkı için fırsat ama  bu denli bir maliyetle başa çıkmak zor. Görünen o ki bu Olimpiyat ekonomisinde beklediği karı elde eden ülke yok gibi. Ülkeleri şehirleri daha da yoksullaştırıyor.

İngiltere Başbakanı David Cameron her şeye rağmen olimpiyatlardan 4 yıl içinde 20 milyar dolar kazanacaklarını söylüyor. Başbakan adeta üç vakte kadar ekonomiye ferahlık geleceği görüşündeyken ekonomistler bu konuda  fazlasıyla karamsar
.
Yatırım kuruluşu Goldman Sachs’a raporuna göre; İngiltere’nin sanıldığı kadar olimpiyatlardan ekonomisine fayda sağlayamayacağıdır. Bu yüzden İngiltere’nin beklentisini düşük tutması yönünde uyarıda bulunuyor. Ayrıca diğer bir araştırmalarına göre de milli  geliri yüksek olan ülkelerin daha fazla  madalya kazandığıdır.

Spor artık milyar dolarlık bir endüstri iken Olimpiyatlar da ayrı bir ekonomi iken İngiltere’ye neler kazandıracağını ya da neler kaybettireceğini  uzun vadede ya da kısa vadede hep birlikte göreceğiz. Şimdilik Olimpiyatlar için iyi seyirler dileyip,  ülkelerin yapmış olduğu harcamalarla ilgili Credit Season’un hazırlamış olduğu fazla söze gerek yok dedirten infografiği de  inceleyelim. 


14 Mayıs 2012 Pazartesi

Deneyimsiz Gençler İçin Fırsatlar

Ben her hafta Para dergisini  hiç kaçırmam. Üniversite hayatım boyunca derslerimde etkisini fazlasıyla gördüm. Tüm yayınlarını  takip edin derim zira  sizin  için çok güzel  fırsatlar  bulabilirsiniz. 


Sevgilerimle 
Merhaba blog dünyam,

Uzun zamandır yazı  yazamamın eksikliğini yaşıyorum. Yalnız  en kısa  zamanda araştırdıklarımı  biriktirdiklerimi  sizlerle  buluşturmama  az kaldı. En güzel yazılarda  buluşmak dileğiyle.

Sevgilerimle

Halide Öztürk

26 Ocak 2012 Perşembe

Hepimiz Pazarlama'cıyız

Herkesin herşeyin ihtiyacı olduğuna inandığım bir kavram, pazarlama. Doğar doğmaz atılmışız pazarlama dünyasına.İş odaklı bakmamak gerekir somut bir kavram. İletişimin bu  kadar kolay olduğu bir zamanda sosyal medyanın da etkisiyle hayatımızdaki yerini aldı artık sanırım. Hayatın ta kendisi diyor ya Banu Akın kitabında fazla söze gerek yok diyorum ben aslında.


Google Amca'ya yazsanız pazarlama nedir? diye sayısız sonuç çıkartır size dallandırır budaklandırır:) Sosyal medya da paylaşımlar yaparken acaba beğenilir mi?diye aklınızdan geçiyorsa bu soru kendinizi ele vermişsiniz demektir. Hepimiz  Pazarlama'cıyız :) Seyyar tezgahlarda satış yapanları  dikkatle  inceleyin. Kanımızda var bizim pazarlama derseniz :) 

Şunu da söylemeden geçmeyeyim; bize okul hayatımız  boyunca tekniklerle  öğretilmeye çalışılan pazarlama kavramını yurdum insanı çoktan yalayıp yutmuş bile. 




16 Ocak 2012 Pazartesi

Günümüzün Girişimcilik Fırsatları

Birçok girişimciler ve şirket liderleri global ekonomide yaşanan olumsuzluklarla kendi geleceklerini karanlık görmeye başladılar bile. Bu nedenle alternatif yatırım fırsatlarını değerlendirmeye başladılar. 

Belirsiz ekonomi ortamlarında yaşananlar ve dünya iklimindeki tehlike insanların hayatlarını kurtaracak yeni ürün ve hizmet arayışını keşfetmelerine neden oldu. (Aslında bazı yeni keşiflerle de daha çok zarar veriliyor insanlığa.) İnternet, mobil, havacılık derken birçok sektör inanılmaz başarılara imza attı.

Günümüzde birçok holding yeşil sektöre odaklandı. Yenilebilir enerji ve temiz su üretme yolları aranmaya başlandı. Çünkü, Dünya iklimi küresellikle beraber büyük bir tehlike altında. Balık atıklarından enerji üretilmeye başlandığını bile duymuştum. Geleceğin en büyük fırsatlarıda bu sektörde. Türkiye'de marka konut denilince akla gelen ilk isim Ali Ağaoğlu bile enerji sektörünü çok sevdi :)

Ulusal Enerji Ajansına göre enerji ihtiyacı 20 yıl içinde %40 artması bekleniyormuş. Petrol için dünya liderlerinin yaptığı savaşlar ortada. Yaşanan iklim değişiklikleri dünya liderlerini  endişe  etmeye başlamıştı. Nükleer enerji bir  alternatif olarak  sunulabilirdi ancak Japonya'da yaşananlarla birlikte bir  güvenlik sorunu olduğunu kuşkusuz. Bu durumda tek alternatif olan yenilebilir enerjinin büyük bir sektör haline gelmesiydi. Güneş, rüzgar, biyoyakıt, hidroelektirik yenilebilir enerji kaynaklarını karşılayabiliyor. Ancak bana göre önüne geçilmesi  mümkün olmayan tek şey su kıtlığı.  Avustralya'da yağmur suyu birikimlerine başlanmış bile. Türkiye'nin su konusunda israfı çok büyük rakamlarda.Utanılacak bir durumda. Suyun alternatifi yok. Su tüketimi fazla olan ülkeler durumdan endişeli. Deniz suyundan içme suyu elde etme  yatırımları yapılıyor. Karayipler de olduğu gibi. 

Bizlere düşen görevde çok büyük .Yaşam alanlarımızda alacağımız basit önlemlerle çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamak için bir zemin oluşturabiliriz.

Tüm bu olumsuz şartları fırsata çevirmek mümkün. Elektrik ampülleri, izolasyon malzemeleri ve mutfak çeşmeleri yeniliğe  açık. Ancak bu girişimlerde  başarı için düşünülmesi gereken tek şey, insanlığın ve geleceğin güvenliği olmalı.

Bu konularda takip  ettiğim tüm inovatif ürünleride sizlerle  paylaşmaya devam edeceğim. Şayet bu alanda yatırımlar yapmak istiyorsanız da Para dergisi Ersan Çıplak  ''Fikir Fabrikası'' bölümünü  takip etmenizi  tavsiye ederim. Ben bu bölümü çok seviyorum aklınıza gelmeyecek orijinal projelere yer veriyor Ersan Çıplak. Girişimciliğe vermiş olduğu destekler inanılmaz umut verici. Birçok yabancı şirkette referans numaralarıyla bilikte yeni ortaklar  arayışında. Aklınızda bulunsun :)


15 Ocak 2012 Pazar

Geleceğin Milyonerleri Bu Pazarlardan Çıkabilir

İnsan hayatı ve alışkanlıklarımız gün geçtikçe değişmeye devam ediyor. Küreselleşen bu  düzende hayatımıza giren kavramlardan biride e-ticaret ( elektronik ticaret ). Birçok araştırma yaptığınızda karşılaştığınız rakamlarla ciddi bir pazar olduğunu, inanılmaz seviyelere yükselmiş bir ticaret sistemi olduğunu anlamak mümkün. Hatta bu rakamlara bakılacak olursa geleceğin milyonerleri bu pazarlardan çıkabilir. 

E-ticaret, teknolojik gelişmelerle birlikte 1980 yılında ortaya çıkmış. Dünyada e-ticaret denilince akla gelen ilk isim Amazon daha sonra yahoo, eBay derken bugünlere geldik. Amerika bu işi çok iyi yapıyor. Türkiye'de ise  Hepsiburada ve GittiGidiyor bu işe öncülük ederek birçok yatırımcının bu pazara yönelmesine öncü oldular. Türkiye'de şuanda 2011 yılında 15 milyar TL'lik bir büyüklüğe ulaşmış durumda.

Bazıları internet üzerinden alışverişi tembellik olarak görüyor ama bana göre kesinlikle değil. Artık ülkemizde de yoğun bir çalışma temposu var. Aslında online alışveriş bir kurtarıcı, çok çalışanlar için. İyi fiyat karşılaştırması yapmak mümkün yani geleneksel alışverişten daha güvenli ve daha hızlı. Oturduğunuz yerden kız arkadaşınıza çiçek göndermek mümkün:) Mesela yakınınızın  düğünü için takı almakta. Fazlasıyla örnekler verilebilir.



Dünya e-ticaret konusunda oldukça uzmanlaştı. Güney Kore'de internet kullanıcılarının %99'u online alışveriş yapıyor. En hızlı büyüyen ikinci pazar e-ticaret pazarı. Dünya sıralamasında Türkiye, Fransa'dan sonra 7'nci sırada. İlk başlarda Türkiye emekleme dönemindeydi şuanda ise tüm gelişmeleri yakından takip etmeye başladı.Son günlerde her türlü ürünün bulunmayacağı sadece özel ve niş ürünlere yer verilecek olan siteler kurulmaya başlandı. Markafoninin kurucusu Sina Afra ve Arda Turan'ın aralarında bulunduğu Lidyana da bunlardan biri. Niş pazar aslında sonu olmayan  yaratıcı ve geniş bir kavram. Sadece ürün odaklı  düşünmemek gerek tabi ki. İngiltere de sadece solaklar için yapılmış bir site var ve gerçekten benim çok hoşuma giden yaratıcı bir iş. Yada Güney Kore'deki Tesco HomePlus süpermarketler zincirinin metro istasyonlarına dev bilbordlarını yerleştirip sanal marketler yaratması gibi.
Birçok fikir üretmek mümkün. 

Dünya Genelinde Online Alışveriş Hacmi 1.5 Trilyon Dolar.

E-ticaret'in geleceği 10 yıl sonra gerçekten de öngörülemez seviyelere geleceği ortada.

13 Ocak 2012 Cuma

Sigarayı Bıraktıktan Sonra

Günümüzde insan sağlığının en büyük düşmanlarından biri de sigaradır. Tuhaftır ki  bu belayı kendi  paramızla  satın alıyoruz.

Neden sigaraya başlarız ?
Sosyal, psikolojik ve genetik faktörlerle başlayan  sigara  alışkanlığı çocukluk ve gençlik çağlarında kazanılır. Okul çağındaki çocuklar ne yazık ki  sadece  merak  iç güdüsüyle sigaraya başlar. Kişinin anlık kendisini  iyi  hissettirmesi yada öfkenin azalması  için kaçış  olarak  görülen sigara aslında sağlığımızın  en büyük  belası.

Sigarayla ilgili  bilinmesi gereken gerçekler neler ?
 Dünya Sağlı Örgütü istatistiklerine göre dünya ülkelerinde en çok ölüme  neden  olan hastalık, sigaranın vesile olduğu  akciğer kanseri. Şunu da söyleyelim sadece içenler bu  hastalığa  yakalanmıyor, çevremizde  sigara  dumanına  maruz kalan her birey  bu  tehlikenin tehditi  altında.Bu noktada  toplumsal  sağlık  açısından  her bireye  önemli  görevler  düşmekte.
Günümüzde her yıl 3.5-4 milyon insan ve her gün 100.000  kişi  sigaradan  hayatını  kaybediyor. Eğer gereken önlemler  alınmazsa  bu  rakamın 10 milyonu   bulacağı  söyleniyor.

Sigara dumanında  yapılan  araştırmalara  göre 4000’den fazla kimyasal  madde  bulunmuştur. Sigara içindeki bu  zehirli  maddeler duman yolu ile  akciğere ordan kan yoluyla tüm damarlarımıza  hızla  yayılmakta. Günde bir paket sigara içen biri ciğerlerinde 2 yada 3 kilo zararlı  madde  taşır ve bunu  ciğer vücuda dağıtır.

O noktadan itibaren nefes darlığı, damar tıkanıklığı, kalp hastalıkları, akciğer kanseri, gırtlak kanseri ve daha niceleri vücudunuza saldırıya geçmiş olur.Ne yazık ki daha  sayısız  zararları  var  sigaranın.
Olmuyor kardeşim. Vazgeçemiyorum, yapamıyorum diyorsanız bilinki ölümcül hastalıklara davetiye çıkarıyorsunuz demektir!!!
Türkiye’de sigara  tüketimi

Türkiye ‘de her gün ortalama 15 milyon paket sigara tüketiliyor. Son 10 yılda ülkemizde tüketilen sigara miktarı 1 trilyon 95 milyar 700 milyon adede ulaştı. Ülkemizde insanlar sigaraya günde 45 milyon 205 bin YTL ödüyor. Sigara için kişi başına yapılan ortalama harcama ise 233,8 YTL. Ancak bu noktada  düşünülmesi  gerek  insanlığa vermiş olduğu maddi  zarardan yana, sağlık yıkımı bir felaket.
Ben çok uzun zamandır  sigara  içiyorum, artık bıraksamda sağlığım düzelmez  demeyin sakın !
Bakın KwikMed bu konuyla  ilgili  çok güzel bir  infografik hazırlamış. Sigarayı  bıraktıktan itibaren 20 dakikada başlayıp 15 yıla kadar ki vücudumuzdaki değişikliklere değinmiş.
İlk 20 dakikada kan basıncı ve kalp  atışı  hızlı  düşer, el ve ayak ısıları  normale döner. Sigarayı bıraktıktan 1 yıl sonra sigaradan  kaynaklanan kalp  hastalığı  riski %50 azalır. 15 yıl sonra  sigara  kullanımından kaynaklanan  ölüm riski ortadan kalkar. Sigara  içmediğiniz 15 yıldaki  kazancınız ortalama 54 bin dolar.
Sigarayı  bırakacağınıza ve bunu başaracağınıza inanın, gerekirse destek  alın ama  hiçbir  zaman mücadeleden  pes  etmeyin .

Dumansız  havalar 








Müjdeeeee !!! Mahallemize BİM Geldi :)




Yaşadığım yerin vazgeçilmez alışveriş merkezi ve 25 kuruşa le cola satılan yer  diyorum ben BİM'e. Üniversite yıllarımdaki vazgeçilmezimizdi kızlarla :) Annem içinse Cuma günleri piyasada emsallerine göre daha  ucuza  satılan ürünlerin kuyruk sırasıydı :) Nice dostluklar edindi  bu  kuyrukta :) Akşamdan yapılan kuyruk planları vs benim bayağı  gülmekten yarıldığım anlardı.

Uzun zamandır  takip  etmemiştim şube sayısındaki  değişikliği şuan itibariyle araştırayım ve sizinlede  paylaşayım  istedim. Perekande sektöründe bir başarı hikayesi var adeta.

Türkiye'de Bim 1995 yılında sadece 21 mağazayla kurulmuş. 9 yılda 1000 mağaza 12 yıl sonunda 2 bin mağazaya ulaşmış. Şuan itibariyle de 3300 mağazaya ulaşmış durumda. 15 yıl sonunda büyük bir başarıya ulaşmış. Kuzey Afrika da 44 mağazası var ve yeni pazar  araştırmaları  yapmaktalarmış. Bim CEO'su Galip Aykaç büyüme hedeflerini %23 - 24 düzeyinde hedeflediklerini belirtiyor.

Dünya devi Wal-Mart 1962 yılında kurulmuş 52 yıl sonunda ise sadece 8 bin 972 mağazaya ulaşmış. Türkiye'nin perekande devi Bim'e bu şekilde dikkat çekmek bile yeterli.

Bim'in sırrı  nedir peki ? 

1) İlk olarak  kesinlikle  başarılı  yer  seçimiyle hedef kitleye hitap etmiş  olmaları.

2) Satın alma gücünü  öne  çıkarmaları.

3) Tüketiciyle duygusal bir  bağ  oluşturmaları

4) Yönetim ekibinin tecrübesi.

5) Müşteri  önemlidir misyonunu iyi benimsemiş olmaları.

Tüm ürünlerin kalitesi neredeyse  aynı seviyede tek önemli olan ise müşteriye en ucuz şekilde ürünleri  sunabilmek.

İyiki varsın Bim :)



Ne Yediklerimizi Biliyor muyuz ?

2011 Aralık ayında bir gelişme yaşandı. Biyogüvenlik yasasında değişiklik yapıldı. Türkiye Yem Sanayicileri  Derneği,Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği  ve birkaç dernek başvurusu  üzerine. 13 farklı GDO içeren yemin Türkiye'ye gelişi  için. Neymiş efendim teknolojik faydası  varmış. Bu 13 farklı yem, hayvancılık sektöründe yem ve yem hammedesi  olarak  kullanılacakmış. 24 Aralık Resmi Gazete'de yayınlandı.

GDO'lu ürünler verimlik ve teknolojik fayda  sağlıyor olabilir ancak insan sağlığına zararı  söz konusuyken teknolojik fayda  da ne diye ? GDO 'lu ürünlerin  insanlar üzerindeki  etkisini birkaç nesil  sonrasında  çok net  görülüceği  söyleniyor. Nesil tükenmek üzere  yani. Ancak hayvanlar  üzerindeki etkisi hemen etkisini  göstermektedir.





İtalya Cattolica S. Cuore Üniversitesi'nin yaptığı araştırmada ise GDO'lu yemlerle beslenen hayvanların kanında, karaciğerinde, böbreğinde GDO'lu DNA'lar bulunmuş. Bu hayvanların zamanla sinir  sisteminin tahrip olduğu, organlarında küçülme gibi daha birçok sorunlar tespit edilmiş.


Görüldüğü gibi aslında bir  Biyogüvenlik yasası var ancak  ciddi yasa boşluklarıda var. Bu yüzden de toplumsal sağlık bilinmezlere sürükleniyor.Umarım bu duruma da  liderlerimiz duyarsız kalmazlar.



Ekonomimizin En Zayıf Noktası Cari Açık

Cari açık, son on yıldır ülkemizin üzerinde adeta bir kara bulut gibi dolaşmaya  devam ediyor.

Peki  nedir bu cari  açık ?

Türkiye'de bu konuda süregelmiş yanlış bir kanı var doğrusu. Cari açık dış ticaret açığı değildir. Dış ticaret açığı veren bir ülke cari  açık vermek zorunda değildir. Kısaca cari açık dış ticaret açığının görünmez kalem olarak görülen turizm, hizmet gelirleri gibi unsurlarla finanse  edilmeyen kısmıdır. Örneğin İngiltere bazı yıllarda dış ticaret açığı verirken cari açık vermemiştir. Sömürgelerinden  elde  ettiği gelirlerle (görünmez kalem  )bu  açığını kapatmıştır.

Peki neden Türkiye cari açık veriyor? Çünkü, gelişmekte olan ve hızla  büyüyen bir ekonomi olduğu için. Ekonomininde bu kırılgan noktası  büyüdükçe  artıyor. İthal ikameli  büyüyor ülkemiz. Yılalrdır süregelen ciddi bir yapısal sorun. Öyle bir yapısal  sorun  düşünün ki bir  elde  büyümemek  var  diğer elde cari açık ?

Türkiye ihracata  yönelik bir büyüme gerçekleştirirken ithalata olan bağımlılığıda fazlasıyla yüksek. Bir ürünü üretip ihraç  ediyoruz  ama  ihraç ederken ki üretilen ürünlerin girdilerinide ithal ediyoruz. Yüksek oranda ara mal ithalatı gerçekleşiyor.

Türkiye'de herkese düşen farklı sorumluluklar var cari açık konusunda.

Tüketiciler olarak cebimize göre harcama yapmayı bilmeliyiz. Tasarruf eksikliğimizi gidermeliyiz. Özel sektörler ara  malı  ithalatı  ikame  edecek tesisler kurmalı tabi devlette bu  durumu  teşvik etmeli. Şu anda yerli otomobil hazırlıkları gecikmiş  olsada adım atıldı. Devlet enerjide %70 oranında  olan dışa  bağımlılığı azaltmalı. Üniversiteler ve sanayi  kuruluşları  işbirliği dikkate  alınmalı. Türkiye arge ve patent sıralamasında  oldukça  gerilerde.Daha çok araştırma ve bilimsel yayın hazırlanmalı.

Cari açık 2011 Kasım ayında 5.19 milyar dolar oldu.

Türkiye'nin cari işlemler dengesindeki gerçekleşmeler, 2010 ve 2011 yılları Ocak-Kasım dönemi itibariyle şöyle:






 

Halide's notepad Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger