2012 Londra Olimpiyat
Oyunları tiyatro gösterisi tadında bir törenle açılışını yaptı. Her ne kadar
Londra, Olimpiyat değerlerini spor ve kardeşlik mesajlarını bir kenara atıp Büyük
Britanya tarihlerini ve kendilerini ön plana çıkarmaya çalışmış olsalar da görsel
olarak muhteşemdi. İyi hazırlanılmış ve Pekin Olimpiyatlarına kıyasla çıtayı
yükseltmeye çalışılmıştı.
Londra üçüncü kez 205
ülkenin katılımıyla oyunlara ev sahipliğini yapıyor. Dört yılda bir düzenlenen
bu organizasyon 12 Ağustos’ta sona erecek. 16
dalda 181 sporcumuzla en fazla katılımımızın olduğu bu olimpiyatlarda
madalya için sporcularımız mücadele verecek. Oyunlar şu anda büyük bir
heyecanla devam ediyor. Haliyle tüm dünyanın, sporcuların ve spor severlerin
gözü ve kalbi Londra’da.
Peki
ekonomistler?
Onlar da biz muhteşemlikleri
anlatıp televizyonlarımızın başında heyecanla takip ederken, bu organizasyonun İngiltere
ekonomisine nasıl katkı sağlayacağı ve tüm bu harcamaların nereye gideceğinin
analizin peşindeler.
Olimpiyatlardan bir gün
önce yapılan açıklamada İngiltere ekonomisinin son 50 yılın en uzun süreli resesyonu yaşadığı bildirilmişti. Açılış
için kötü bir başlangıçtı açıkçası.
İngiltere de Olimpiyatlar
için 7 milyarlık bir bütçe ayıracağını
söylemişti ancak görünen o ki paranın su gibi aktığı bu etkinliklerde hükümetin
şu andaki tüm masrafları 70 milyara
ulaşmış. İnanılmaz değil mi?
Londra tüm bu
harcamalarını televizyon yayın hakkı, lisanslı ürün ve bilet satışları, sponsorlarından
gelecek olan gelirleriyle
karşılayacağını düşünüyor. Umarım evdeki hesap çarşıya uyar.
Bilindiği üzere İngiltere’nin
1976 Montreal Olimpiyatlarını ödemek tam 30
yılını almış. Ayrıca Yunanistan da Atina Olimpiyatlarında başlarda 250
milyon gibi bir bütçe düşünürken 25 milyarlık bir masrafla karşılaşmıştı.
Yunanistan’ı krize götüren nedenlerin arasında biri de buydu.
Çin Halk Cumhuriyeti, 2008
Pekin Olimpiyatları için 38 milyar dolarla şehri hazırlamıştı.
Atina olimpiyatlarından daha fazla bir maliyetle.
Sıradaki olimpiyat ise
2016 yılında Brezilya’da. Ayrıca 2014 Dünya Futbol Şampiyonluğu da Brezilya’da. Brezilyanın yükü kat be kat
daha da artacak. Yapılan harcamaların nasıl fayda sağlayacağını onlar da
bekliyor.
Ülkelere ekonomik bir yük
olan bu organizasyonlar için neden şehirler Olimpiyat komitesiyle yarışa
girerler, neden bir fırsat gibi görürler. Sadece ülke imajı ve ideolojisi için
mi? Fazlasıyla düşündürücü bir neden. Bu işin özünde ne yatıyor? Ülkenin
kendini gösterebilmesi adına imajına katkı için fırsat ama bu denli bir maliyetle başa çıkmak zor.
Görünen o ki bu Olimpiyat ekonomisinde beklediği karı elde eden ülke yok gibi.
Ülkeleri şehirleri daha da yoksullaştırıyor.
İngiltere
Başbakanı David Cameron her şeye rağmen olimpiyatlardan 4 yıl içinde 20 milyar dolar
kazanacaklarını söylüyor. Başbakan adeta üç vakte kadar ekonomiye ferahlık
geleceği görüşündeyken ekonomistler bu konuda
fazlasıyla karamsar
.
Yatırım kuruluşu Goldman Sachs’a raporuna göre;
İngiltere’nin sanıldığı kadar olimpiyatlardan ekonomisine fayda
sağlayamayacağıdır. Bu yüzden İngiltere’nin beklentisini düşük tutması yönünde
uyarıda bulunuyor. Ayrıca diğer bir araştırmalarına göre de milli geliri yüksek olan ülkelerin daha fazla madalya kazandığıdır.
Spor artık milyar dolarlık
bir endüstri iken Olimpiyatlar da ayrı bir ekonomi iken İngiltere’ye neler
kazandıracağını ya da neler kaybettireceğini
uzun vadede ya da kısa vadede hep birlikte göreceğiz. Şimdilik
Olimpiyatlar için iyi seyirler dileyip, ülkelerin
yapmış olduğu harcamalarla ilgili Credit
Season’un hazırlamış olduğu fazla söze gerek yok dedirten infografiği de inceleyelim.
